|
Herkes kendi ülkesini eleştirmeye cesaret edemez. İngilterede 2006 nın en iyi bağımsız filmi seçilen This is England bunu yapıyor ama. Bir milliyetçi doğruluğunu yanlışlığını sorgulamadan genelde her konuda kendi tarafını tutar. Kendi ülkesinde bir Türkle turistin kavgasına şahit olan bir milliyetçi olayı anlamadan gidip yabancının üstüne atlayacak, onu suçlayacaktır. Oysa yaratıcının insanları uluslara,milletlere ayırmasının ana hikmeti “tanışma isteği uyandırmak,iletişim kurdurmak” olduğunu söylüyor.
Film, henüz 12 yaşında başrol oyuncusu delikanlının bir okul günü başına daha o küçük yaşta kaldıramayacağı türden aşağılanma, dışlanma gibi haksızlıklara maruz kalması ile açılıyor. Annesiyle yaşayan, babasını savaşta kaybeden bu çocuk, babasının olduğunda her şeyin daha yolunda gittiğini, bulundukları yerden taşınmak istediğini annesine söyleyerek milliyetçiliğine neden olacak sebebi de anlamamızı sağlıyor. Yani özünde baba sevgisi.
O kötü geçen okul gününde kendisine destek çıkan kişinin punkçı arkadaşlarının arasına katılmak, kendini bir yerlere ait hisettmek ister. Bunun içinde tabi belli şartları yerine getirmesi gerekir. Saçlarını kazıtıp, büyük bir postal ve paçası postalını gösterecek sekil de sıyrılmış bir kot pantolonu bulur. Onların gitti partilere gidip, cigara tüttürüp alkol kullanıp kendisine birde flört edeceği(yaşından baya bir büyük) kadın bulur. Bulmak istemese bile o ortamda zaten bir kadın illaki çıkıp geleceği de malüm….
Bu katıldığı arkadaş grubuna hepse girip çıkan eski üyesi tekrar döndüğünde kutuplaşma yaşanır. Kutupların belirlenmesinde filmin-başröl-oyuncusu-çocuk ise babasının onurunu korumak adanına hapishaneden çıkan kişinin grubuna geçer. Çünkü babası İngiltere için canını vermiştir ve oda ingiltere için milliyetçilik yapması gerektiği fikrini edinir. Artık milliyetçilik değilde ırkçılığa kaçak şekilde olaylar gelişir.
Filmin bir sahnesinde filmin-başröl-oyuncusu-çocuk parti den flört etiğiyle, ortamdan uzak bir yere giderler. Kız çocuğa yaklaşıp istersen beni öpebilirsin der. uzun bu öpüşmenin ardından istersen tekrar yapalım teklifi gelir ve ikinci kez daha bir uzun ve şehvetle öpüşürler. simdi istersen göğsümü de eleyebilirsin der..ve böyle devam eder. Ahlaksızlığa giden yolun nekadar da basit olduğunu fark ettiren bir sahneydi bu. Zinanın kendisinden önce ona yaklaşmanın yasaklanması da çok manidar olduğunu anlamamızı sağlayan bir sahne…
Bu sahneden bahsetmişken benzer bir sahnede şu; Bu ırkçı ve punkçı arkadaş grubu mahallelerindeki sahibi cezayirli olan bir marketi soyarlar. Buradan bir doğum günü partisi için ihtiyaç duyulan erzakları çalarlar. Parti evine geldiklerinde ellerindekileri dağıtırken, filmin-başröl-oyuncusu-çocuğun flört ettiği bayana grubdan biri porno dergisi uzatır. Flörtüne bunu verdiğini gören arkadaşına ise çocuk “olm onun zaten memeleri var, ihtiyaç duyarsa kendisininki açıp bakar” diye çok komik bir tepki verir.
Alkol, uyuşturucu gibi ahlaksızlıklara batıp kendi içindeki devrimi yapamadan ülkelerin de devrim yapma istekleri girdikleri yoldaki sonun hüsran olacağının işaretiydi zaten. İnsan illa bir inanç taşımalı, kendine bir ilah seçmeli. Bu milliyetçilik olur, din olur, nefsi olur, kadın olur, para olur… ama illaki birşeyler olur. Allah bunu her insanın fıtratına zorunlu bir ihtiyaç olarak koymuştur. Tek ilah olarak Allah seçilmezse bunun yerine çok daha basit şeyler araya girer. Allah dan başka ilah olmadığı düşüncesi 124.000 küsür peygamberin ilk söylediği şeydi zaten. Allah ın kulların dan istediği en temel emir bu. Diğer emirler hep bundan türemiştir. Filmde de görüldüğü üzere punk , ırkçılık gibi ideolojilerin temelinde Allah inancı yoksa sonucu hüsrandır. Filmin sonundaki o müthiş sahnede zaten bunun delili. O sahneyi filme koymaya herkes cesaret edemez, bu yüzden ve genel olarak bu filmle yönetmen takdiri fazlasıyla hak ediyor.
|