<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bağımsız Film</title>
	<atom:link href="http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bagimsizfilm.com</link>
	<description>BİR MÜSLÜMANIN FİLM OKUMALARI ...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Sep 2010 13:05:24 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>El Laberinto del Fauno &#8211; (Pan&#8217;ın Labirenti)</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=136</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=136#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Sep 2010 12:49:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[








Yönetmen : Guillermo del Toro
              Senaryo : Guillermo del Toro
              Yapim : 2006  ABD,  İspanya,  Meksika
           [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td>
<table width="100%" border="0" cellspacing="5" cellpadding="0">
<tr>
<td width="14%" align="left" valign="bottom"><img src="wp-content/uploads/2010/09/pan1.jpg" width="200" height="297" /></td>
<td width="86%" align="left" valign="bottom">
<table width="80%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="filmk"><span class="yazi01">Yönetmen :</span> Guillermo del Toro<span class="yazi01"><br />
              Senaryo :</span> Guillermo del Toro<span class="yazi01"><br />
              Yapim :</span> 2006  ABD,  İspanya,  Meksika<span class="yazi01"><br />
              Görüntü Yönetmeni :</span> Guillermo Navarro<span class="yazi01"><br />
              Müzik : </span>Javier Navarrete <span class="yazi01"><br />
              Oyuncular :</span> Ivana Baquero (Ofelia), Doug Jones (Pan/Pale Man), Sergi López (Kaptan Vidal), Ariadna Gil (Carmen), Maribel Verdú (Mercedes) </td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="left" valign="top" class="yazi02">
<p>Dünyada yaşayan biz insanlar için ahiret inancı gerçekçi ve fıtri bir ihtiyaçtır. Bu inanca ihtiyaç duymamıza elverişli olarak yaratılmış bir dünyada yaşıyoruz. Bu ihtyaçta imanı zorunlu kılıyor. İyi ve kötü, hak ve haksızlık adil bir şekilde karşılıklarını bu dünyada tam olarak bulamıyor. Filmde de &quot;masum kız&quot; üzerinden aslında ahirete vurgu yapılıyor.</p>
<p>
  Pan&#8217;ın Labirenti sanıldığının aksine fantastik bir filmden çok daha öte, sıradan bir hikaye ve anlatıma sahip değil. </p>
<p>
          </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2010/09/pan2.jpg" alt="" width="400" height="271" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td valign="top" class="yazi02">
<p> Film hamile bir bayanın kocasının  ölümünün ardından küçük kızıyla beraber yeni hayatlarına yolculuklarıyla başlıyor. Yeni hayatları yeni bir baba, büyük bir çiftlik evi hizmetçiler, askerlerle çevrili &quot;sıkıcı&quot; bir ortamdır. Baba bu ortamın yönetici sıfatında rütbeli bir askerdir. Tamda zalim bir yönetici olan bu adamın yanına masum kendi hayal dünyasında yaşayan, ortamı bir türlü sevemeyen küçük kızla hamile annesi de dahil olurlar. Babanın bu aileden duygusal bir beklentisi yoktur. Sadece doğacak çocuğun erkek olması ve kendi misyonunu devam etirmesini beklemektedir.
        </p>
<p>Küçük kız okuduğu kitapların etkisiyle kendi dünyasında tamamen olaylardan kopuk yaşamaktadır. Sanki geldikleri bu ortam kitap da okuduğu ortama geçit yeri gibidir. Burada keşfettiği bir labirentte Pan denilen gizemli bir yaratıkla tanışır. Pan ın ondan istediği 3 tane zorlu görevi yerine getirmek için tüm gayretini sarf eder.  Öyle ki iç savaş yaşanan, çiftliğin düzeninin sürekli sarsıldığı, annesinin zorlu bir hamilelik dönemi geçirdiği, babasının faşist yönetimiyle zülm estirdiği bu ortamda o bunların hiçbirine aldırış etmeyip bu 3 görevi yerine getirmeye odaklanmıştır sadece.</p>
<p>
      </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2010/09/pan3.jpg" width="400" height="271" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td valign="top" class="yazi02">
<p>Film yukarıda bahsedilen masalımsı hikayeden tamamen farklı bir film olmasına neden olacak insanı şok eden bir sonla bitiyor. Hüzünlü bir son gibi hissedilmesine rağmen bu dünyanın bir son olmadığı gerçeği bunu değiştiriyor. Bu son insanın zihninde ahiret inancıyla artık hüzünden huzura dönüşüyor. </p>
</td>
</tr>
</table>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><object width="480" height="270"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/x23lg5?additionalInfos=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/x23lg5?additionalInfos=0" width="480" height="270" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></td>
</tr>
</table>
<p></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=136</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Drag Me To Hell &#8211; (Kara Büyü)</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=111</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=111#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 08:16:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[








Yönetmen : Sam Raimi
              Senaryo : Sam Raimi , Ivan Raimi
              Yapim : 2009, ABD , 99 dk.
            [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td>
<table width="100%" border="0" cellspacing="5" cellpadding="0">
<tr>
<td width="14%" align="left" valign="bottom"><img src="wp-content/uploads/2010/06/dmth01.jpg" width="200" height="296" /></td>
<td width="86%" align="left" valign="bottom">
<table width="80%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="filmk"><span class="yazi01">Yönetmen :</span> Sam Raimi<span class="yazi01"><br />
              Senaryo :</span> Sam Raimi , Ivan Raimi<span class="yazi01"><br />
              Yapim :</span> 2009, ABD , 99 dk.<span class="yazi01"><br />
              Görüntü Yönetmeni :</span> Peter Deming<span class="yazi01"><br />
              Oyuncular :</span> Alison Lohman (Christine Brown) , Justin Long (Clay Dalton) , Lorna Raver (Mrs. Ganush) , Dileep Rao (Rham Jas) , David Paymer (Mr. Jacks) , Adriana Barraza (Shaun San Dena)</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p>Drag me to hell, 2009 yapımı bir korku filmi. Hemde 2009 un bence &quot;en çok korkutanı&quot;.  Film hakkında yapılmış yorumları okuduğunuzda bunu korku-komedi sınıfına dahil edenleri dahi görebilirsiniz. Filmin neresinde güldüklerini doğrusu merak ediyorum. Film kesinlikle çok ciddi(hikayenin kendisi olmasa bile anlatılışı) ve komedi unsuru taşımıyor. Filmi korkunç ve etkili yapan en  büyük özelliklerinden biride bu ciddiyet olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Filmden ilk haberdar olmam, 2010 a girdiğimiz ilk günlerde internette &quot;2009 un en iyi filmleri&quot; ni araştırdığımda olmuştu. Zevkine ve filmlerine güvendiğim yönetmen Quantin Tarantino&#8217; nun en beğendiği  2009 filmleri listesine girmişti. Fragmanını internetten izlediğimde harbiden sağlam bir korku filmi diye düşünmüştüm. Film izlemiş hatta korkmak isteyenlere tavsiye etmeyi düşünen biri olarak fikrim doğrulandığını söyleyebilirim. 
          </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2010/06/dmth03.jpg" alt="" width="400" height="170" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p> Sözlü olarak birisi size anlatıldığında belkide asla sizi korkutmayacak bir hikayeyi sahip olmasına rağmen, Sam Raimi nin yönetmenliğindeki film bunu başarmış. Hikaye de aslında tamamen fantastik. Yönetmenin dahi bu hikayenin gerçek olabileceğine inandığını düşünmüyorum. Ne varki bu hikaye sam raimi ile bambaşka bir şeye dönüşmüş. Özelikle ses effectleri çok etkileyici.
        </p>
<p>Hikayenin fantastik olması filmi de öyle yapmıyor aslında. Bakış açışına göre  bazıları için fantastik de sayılmaya bilir. Ahirete iman etmiş biri için cennet ve cehennemin belirleyicisi Allah&#8217; tır Film de ise böyle değil. Bir kara büyücü kendisine zararı dokunan birini büyü ile cehenneme gönderebiliyor mesela. </p>
<p>
          </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2010/06/dmth02.jpg" width="400" height="266" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">Hızlı bir açılışa sahip film aynı hızla devam ediyor. Film de sonlara doğru bir ara soluklanıp &quot;oh be&quot; dediğiniz anda nefesinizi geri almanız gerekebilir zira &quot;süper&quot; bir final bizleri bekliyor.</p>
<p></td>
</tr>
</table>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><object width="400" height="320"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5030285&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=5030285&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=1&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="320"></embed></object></td>
</tr>
</table>
<p></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=111</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Last House On The Left</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=102</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=102#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 07:50:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[








Yönetmen : Dennis Iliadis
              Senaryo : Adam Alleca , Carl Ellsworth , Wes Craven
              Yapim : 2009, ABD , 110 dk.
         [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td>
<table width="100%" border="0" cellspacing="5" cellpadding="0">
<tr>
<td width="14%" align="left" valign="bottom"><img src="wp-content/uploads/2010/04/654lj2vl.jpg" width="200" height="277" /></td>
<td width="86%" align="left" valign="bottom">
<table width="80%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="filmk"><span class="yazi01">Yönetmen :</span> Dennis Iliadis<span class="yazi01"><br />
              Senaryo :</span> Adam Alleca , Carl Ellsworth , Wes Craven<span class="yazi01"><br />
              Yapim :</span> 2009, ABD , 110 dk.<span class="yazi01"><br />
              Oyuncular :</span> Garret Dillahunt (Krug) , Michael Bowen (Morton) , Joshua Cox (Giles) , Riki Lindhome (Sadie) , Aaron Paul (Francis) , Sara Paxton (Mari Collingwood) , Monica Potter (Emma Collingwood) , Tony Goldwyn (John Collingwood)</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p>The Last House On The Left 1972 wes crevan imzalı ilk filmin üzerine 37 sene sonra 2009 da yeniden çekildi. Kuşkusuz 2009 un en iyi gerilim filmlerinden biriydi. Film baştan sona yükselen temposuyla sıkmadan izleyeni &quot;gererek&quot; ve ayriyeten &quot;rahatsız ederek&quot; etkisini gösteriyor. Film konu itibariyle izleyende bıraktığı etki ve tarz olarak Michael Haneke&#8217; in Funny Games ini andırıyor. Ama finallerini de aynı sanmayın, çok farklılar …</p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2010/04/tobcw83m2.jpg" width="400" height="230" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p>Film de çok sert bir tecavüz sahnesi de yer alıyor. Önceden izlemeyenlerin bu sahneye hazırlıklı olmalarını tavsiye ederim. Gerçektende artık bu tür filmlerde bu sahnelerin ayrıntılı bir şekilde anlatılması çok sinir bozucu ve ahlaksız buluyorum. Olmazsa olmaz sahnelerden biri değiller fakat ısrarla bu sahnelere yer veriyorlar. Gerçi ahlak tamamen dini bir olgu olduğundan film yapımcılarının dini tercihleri (dinsizlikte dini tercihtir) nedeniyle bu ahlaksız bir tavır değil, hatta &quot;sanat&quot; anlamınada geliyor olabilir. Fakat bana göre gereksiz ve ahlaksızca. Filmin senaryosunda tecavüz gene olabilir fakat bunu gözümüzü günaha bulaştırmadan farklı bir şekilde de anlatabilirlerdi. </p>
<p>          Film psikopat bir hükümlünün polisler tarafından bir araçla yerine taşınmasıyla açılır. Bu taşıma esnasında hükümlünün diğer arkadaşları onu çok enteresan bir şekilde kurtarırlar. Tam bu olayların geçtiği yere 3 kişiden oluşan sevimli bir aile tatil için gelmektedir. Bu ailenin küçük kızı kasabadaki yaramız arkadaşıyla buluşmak için ailesinden zorla izin alır. Yanına gittiğinde onun vesilesiyle psikopat çetenin reisinin &quot;masum&quot; oğluyla tanışırlar. Bu tanışma esnasında psikopat çete üyeleride gelince tam bir belaya bulaşmış olurlar. Bundan sonra gerilim bu bela ekseninde filmin sonuna kadar artarak devam eder.</p>
<p>
          </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2010/04/tobcw83m.jpg" alt="" width="400" height="230" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><object width="400" height="227"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12283366&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12283366&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="227"></embed></object></td>
</tr>
</table>
<p></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=102</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Distrcit 9 &#8211; (Yasak Bölge 9)</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=95</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=95#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 14:36:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[








Yönetmen : Neill Blomkamp 
              Senaryo : Neill Blomkamp , Terri Tatchell 
              Yapim : 2009, Yeni Zelanda , 112 dk. 
        [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td>
<table width="100%" border="0" cellspacing="5" cellpadding="0">
<tr>
<td width="14%" align="left" valign="bottom"><img src="wp-content/uploads/2009/12/hl15cxh4.jpg" width="200" height="296" /></td>
<td width="86%" align="left" valign="bottom">
<table width="80%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="filmk"><span class="yazi01">Yönetmen :</span> Neill Blomkamp <span class="yazi01"><br />
              Senaryo :</span> Neill Blomkamp , Terri Tatchell <span class="yazi01"><br />
              Yapim :</span> 2009, Yeni Zelanda , 112 dk. <span class="yazi01"><br />
              Görüntü Yönetmeni :</span> Trent Opaloch <span class="yazi01"><br />
              Müzik :</span> Clinton Shorter <span class="yazi01"><br />
              Oyuncular :</span> Sharlto Copley (Wikus Van De Merwe) , Jason Cope ( Grey Bradnam &#8211; UKNR Chief Correspondent) , Nathalie Boltt (Sarah Livingstone &#8211; Sociologist) , Sylvaine Strike (Dr Katrina McKenzie) , Elizabeth Mkandawie (Interviewee) , John Summer (Les Feldman &#8211; MIL Engineer)</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">Vizyona girmeden 3-4 ay önce ilkkez  fragmanını izlediğimde en çok beklediğim filmler listesinde yer almıştı district 9. Olağan üstü bir olay olduğunu bildiren ama ne olduğunu söylemeyip heyecanı artıran bir tarzda &quot;onlar hoş gelmediler&quot;, &quot;onlar kabul edilmediler&quot; sloganlarıyla devam eden fragman, merakı artıran görüntülerin ardından  büyük bir yazıyla &quot;ONLAR İNSAN DEĞİLDİLER&quot; diyerek olayın ne olduğunu kavramamızı daha kolaylaştıran ve ardından garip bir yaratığın mahkum alınmış, sansürlenmiş suratı, garip konuşması ve havada kocaman uzay gemileriyle sonlanmıştı. Belli ki uzay gemisiyle uzaylılar dünyaya gelmiş ve ortalığı epey bir karıştırmışa benziyordu.</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2009/12/q6gdbauq.jpg" width="400" height="217" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p>Yakın zamanda filmi izleme imkanı buldum. Açıkçası bir gerilim filimi sayılmamasına rağmen beni baya bir gerdi. Yaratıklar çok garip hareket ediyor, ne zaman ne yapacağı hiç belli olmuyordu. İnsan iradesine benzer işleyen bir iradeleri yoktu. İradesi bizlerdeki gibi akıl ve nefs eksenin demi hareket ediyor yoksa başka şeylermi var anlaşılmıyordu. Örneğin bu uzaylıların barındırma ve idare gibi tüm  işleri devlet bir şirkete devredip, bu şirketin yetkilendirdiği kişi ile beraberinde giden ekipten biri uzaylı ile karşılaştıklarında, uzaylı kolunu kapmış ve yerinden sökmüştü. Diğerleri de etrafda gezerken, o garip hareketleri ve öfkeli halleriyle ne yapacakları belli olmuyor, gerilimi artırıyordu.
        </p>
<p>Diğer alışık olduğumuz &quot;uzaylı&quot; filmlerindeki uzaylılar genelde biz insan türünden daha üstün anlatıldıklarından daha bir &quot;değerli&quot; idiler. Burada ise sayıları 2.000.000 üzerindeki uzaylılar 20 yıldır dünyada yaşamakta ve Bu süre içerisinde dışlanan bir ırk dönüşmüşlerdi . Hatta yerleştirildikleri bölge halkından azar işiten, dayak yiyen, öldürülüp yok edilen acınası durumdaydılar. 
          </p>
<p>Kendileride zaten burada yaşamak istemiyor geri dönmek istiyorlardı. Fakat uzay gemilerini çalıştıracak sıvı yakıtı bulamıyorlardı. Bu sıvı yakıt filmde çok önemli. Filmin konusunu tetikleyen en büyük unsuru oluşturuyor.</p>
<p>
          </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2009/12/aks192lq.jpg" alt="" width="400" height="209" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p>Uzaylıları barındırma ve idare işlerini üslenen şirketin yetkilisi bu sıvıyı karantina bölgesini teftiş ederken bir uzaylı ailenin çadırında bulur. Uzaylı aile çadırda çok enteresan bir sistem kurmuş bu sıvıyı üretmeye çalışmaktadırlar. Uzaylılar bu sıvının üzerinde 20 yıldır çalışmakta olduğunu söyleyip vermek istememelerine rağmen yetkili el koyar. Bu esnadan sıvıdan bir miktar vücuduna temas eder. Yetkilide zamanla sıvının etkisiyle bulantı kusma gibi belirtiler başlar. Durum sürekli artarak gelişirken Çok kötüleştiğinde hastaneye kaldırılır. 
        </p>
<p>Bu bahsettiğimiz şirketin sahibi, yetkili olarak atadığı ve sıvının etkisiyle hastaneye kaldırılan kişinin kayınpederidir aynı zamanda. Hastanede tedavi esnasında doktorlar şirketin menfaatine  yarayacak bir takım şeyler keşfederler. Artık onu tedavi etmeyi değil de, menfaatleri ne ise acımadan onu yapmaya koyulurlar. Üstelik kızının eşi olmasına rağmen; sirket sahibinin onayıyla..</p>
<p>
          </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2009/12/m7bdcz91.jpg" alt="" width="400" height="218" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p>Kapitalizmin ahlakının olmadığı, menfaatleri için ahlakı yok saydıkları film boyunca gelişen olaylarla yönetmen bize başarılı bir şekilde aktarıyor. Filmin başlarında uzaylıların neden öfkeli olduklarını da yavaş yavaş anlamaya başlıyoruz. Film aslında uzaylılar üzerinden bizim insanlığımızı sorguluyor. İnsan olan bizleriz fakat bir bozulduk mu neye benzediğimizde malum&#8230; 
        </p>
<p>En iyi bozulunca en kötü oluyor. Kainatın gözbebeği, yaratılmışların en şereflisi en güzel biçimde yaratılan insan bozulunca aşağıların aşağısına kadar iniyor (tin 4,5). Yaratılış olarak mükemmel olan insan bunun hakkını  veremeyince durduğu yere ihanetten dolayı artık, menfaati için her şeyi yapabilecek ahlaksız, uzaylıların yanında insan denemeyecek kadar garip bir yaratığı dönüşebiliyor.</p>
<p>
          </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><object width="400" height="225"><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10448602&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" /><embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=10448602&amp;server=vimeo.com&amp;show_title=1&amp;show_byline=0&amp;show_portrait=0&amp;color=ff9933&amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="225"></embed></object></td>
</tr>
</table>
<p></td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=95</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üç Maymun</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=64</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=64#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 12:01:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[









Yönetmen : Nuri Bilge Ceylan
              Senaryo : Nuri Bilge Ceylan , Ebru Ceylan
              Yapim : 2008, Türkiye 
            [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<link href="wp-content/themes/portfoliopress/style.css" rel="stylesheet" type="text/css" />
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td>
<table width="100%" border="0" cellspacing="5" cellpadding="0">
<tr>
<td width="14%" align="left" valign="bottom"><img src="wp-content/uploads/2009/09/ucmaymun_01.jpg" width="200" height="283" /></td>
<td width="86%" align="left" valign="bottom">
<table width="80%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="filmk"><span class="yazi01">Yönetmen :</span> Nuri Bilge Ceylan<span class="yazi01"><br />
              Senaryo :</span> Nuri Bilge Ceylan , Ebru Ceylan<span class="yazi01"><br />
              Yapim :</span> 2008, Türkiye <span class="yazi01"><br />
              Görüntü Yönetmeni :</span> Gökhan Tiryaki<span class="yazi01"><br />
              Oyuncular :</span> Hatice Aslan (Hacer) , Yavuz Bingöl (Eyüp) , Ercan Kesal (Servet) , Rıfat Sungar (İsmail) </td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">Yalan, Zina ve Cinayet. Film bu üç büyük günahın nasılda bir aileyi paramparça yıkabileceğini anlatıyor. Filmin ismi 3 maymunla ben bu üç büyük günahı özdeşleştirdim. Film zaten hikayeyi bir yere kadar anlatıp sonra “benden bukadar gerisini siz tamamlayın” der gibi bitiyor. Fakat bittiği yer gayet uygun; yani hic de havada kalan, “keşke burda bitmeseydi” dedirtecek bir yer değil.</p>
<p>
          Farklı farklı izleyiciden farklı sonuçlarda çıkabilir ama bunu Yalan, zina ve cinayet ekseninde izlediğinizde filmde olup bitenler zihninizde daha oturacak ve daha etkileneceksiniz. Bir yalanla zina, bir zina ile cinayet peşi sıra gelerek bu aileyi yıkıma götürüyor. Yani insan bir kötülüğe bulaştığında ardından başka bir kötülük daha da kolaylaşıyor. Bu insanın fıtratında böyledir. Bir kötülük işlenmesi ve tevbe de edilmemesi durumunda onun için artık o kötü şey ona olağan ve süslü gösterilir. Sonraki kötü eylemlere bulaşmasıda kolaylaştırılır.</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2009/09/ucmaymun_02.jpg" width="400" height="225" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p> 61. cannes film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü alan nuri bilge ceylan bu hikayeyi okadar güzel anlatmış ki gerçekten ödülün hakkını vermiş. Filmde kameranın durduğu yerler okadar güzel ki baştan sona sanki fotoğraf albümü izliyor gibisiniz. Filmde kullanılan kendine has renkler, karakterler ve olayların kasvetiyle çok uyumlu. Sanki ailenin yaşadığı o kasveti sizde onlarla beraber yaşıyor gibisiniz. Tabiki sadece kameranın durduğu yer ve filmde kullanılan farklı ışık ve renk teknikleri değil baştan sona yönetmen hünerleriyle size hikayenin kasvetini hissettiriyor.
        </p>
<p>Filmin Açılışı arabanın içinde karanlıkta uzun ve ince bir yolda giden uykulu sürücü, birine çarparak ölümüne neden olmasıyla başlıyor. Bu kişi siyasetçi olunca işlediği kaza kendi aleyhine dönüşecek büyük bir sıkıntı olacaktır. Çünkü seçim zamanıdır ve bu başına büyük bir bela olup oyları toplamasına engel olacaktır. Bunu arkadaşına para karşılığında üslenip bu yalan saklamasını kendine has mazeretleriyle teklif edip ikna eder. İşte bir yalanla başlayan ailenin yıkım sürece ardından bir zina ve cinayetle devam eder. İşte üç maymun bu yıkımın kasvetli bir hikayesi.</p>
<p>
          </p>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2009/09/ucmaymun_04.jpg" alt="" width="400" height="337" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">Bir yalan kendi başına nekadarda masum… Birde bu yalanın karşılığında para gibi menfaat de varsa masum bile değil artık “mecburi” bile olabiliyor. Fakat bu yalan bir zina ve sonra cinayete dönüştüğünde o zaman ancak fark ediyoruz; Büyük günahların ne demek olduğunu, neden bunlardan sakındırıldığımızı.</p>
<p></td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=64</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Martyrs &#8211; (İşkence Tarikatı)</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=25</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=25#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 07:08:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[











Yönetmen : Pascal Laugier Senaryo : Pascal Laugier Görüntü Yönetmeni : Stéphane Martin ,Nathalie Moliavko-Visotzky Müzik : Alex Cortés ,  Willie Cortés Yapım : 2008, Fransa / Kanada , 97 dk. Oyuncular : Morjana Alaoui (Anna) , Mylène Jampanoï (Lucie) , Catherine Bégin (Matmazel) , Robert Toupin (Baba) , Patricia Tulasne (Anne)
















   [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="90%">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="12%"><img src="wp-content/uploads/2009/05/martyrs.jpg" alt="" width="200" height="273" /></td>
<td width="88%" align="center" valign="bottom">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="80%" align="left">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="middle" class="kunye_yazi"><span class="kunye_baslik">Yönetmen </span>: Pascal Laugier <span class="kunye_baslik">Senaryo :</span> Pascal Laugier <span class="kunye_baslik">Görüntü Yönetmeni :</span> Stéphane Martin ,Nathalie Moliavko-Visotzky <span class="kunye_baslik">Müzik :</span> Alex Cortés ,  Willie Cortés <span class="kunye_baslik">Yapım :</span> 2008, Fransa / Kanada , 97 dk. <span class="kunye_baslik">Oyuncular :</span> Morjana Alaoui (Anna) , Mylène Jampanoï (Lucie) , Catherine Bégin (Matmazel) , Robert Toupin (Baba) , Patricia Tulasne (Anne)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="top">
<p></p>
<table width="700%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td>
<div align="justify">
        Suç kavramı filmlerde bolca işlendi. İnsan neden suç işlere farklı farklı kafalardan sesler çıktı. Çok orijinal yanıtlar veren filmlerin sayısıda sanırım baya bir çok sayılır. Martyrs da buna çok orijinal cevap bulmuş filmlerden birisi. Filmi güzel yapan sadece insanların kafalarındaki sorulara cevap verebilmesi olamaz. Çünkü kitaplar, olaylar, insanlar, dinler de bunlara cevaplar veriyor. Film i film yapan birazda bu sorunun seyirciye aktarılma tarzında saklı. Martyrs güzel yapanda hem cok sağlam cevaplar içermesi hemde bunu sunuş tarzının orijinalliğinde yatıyor. Daha henüz açılış sahnesiyle kendi atmosferine çekip alan filmleri hep çok sevdim. İlk sahnede soluk soluğu kan revan içinde çığlıklarla kaçan küçük kız sizi filmin içine çekip alıyor. Neden kaçıyor, ne oldu, bu hale neden geldi, Bunu ona yapan ne vs diye birçok soruyla sizi içine alıyor film.</div>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2009/05/martyrs_01.jpg" alt="" width="400" height="248" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify">Neden kaçtığı ne olduğunun ayrıntıları hemen verilmiyor. Filmin ilk başlarında küçük fotoğraf kareleri misali kesik kesik görüntülerle sorularınızı cevaplar verirken bir okadar daha film in içinde beklemeniz gereken sorular oluşuyor zihninizde. Bunlara tatmin edici cevaplar vermeyi başaran bir film Martyrs şüphesiz.</p>
<p align="justify">Sabah kahvaltılarıyla tanıştığımız; lüks evlerinde mutlu insan tipleri çizen ailenin gördüğümüz sert sahnelerin ardından neden geldiği biraz tuhafımıza gidiyor. Fakat sonrasında gelecek hakında planlar yapan, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan bu aile öyle bir akıbetle karşılaşıyorlar ki şok oluyorsunuz. Bu da nereden çıktı, nasıl bir psikopat bunu yapar ki diyorsunuz. Ama gene çok geçmiyor ki, asıl bu akıbete uğrayan insanlara psikopat diyeceğiniz ana geliyor. Suçlu ve mağdur yer değiştiriyorlar zihninizde.</p>
<p align="justify">Sonra suçuna  şahit olduğumuz kişinin psikolojisine tanık oluyorsunuz, İşte burada biraz insan  bunları nasıl yapara cevaplar çıkıyor. Filmde çok etkilendiğim sahnelerden biride bu anlarda geliyor. Bir kendi içinde yaşadıkları ve birde dışardan birinin gördüğü(gerçek olan) şekliyle hastalık anı çift bakış açısıyla aktarıldığı anlar. David Lynch(bilmyen için; bu tarz anlatımın  babası) i hatırlatan anlar.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2009/05/martyrs_02.jpg" alt="" width="400" height="248" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div>
<p align="justify">Filmi izlerken Siyonistlerin Filistin/Gazze deki katliamı aklıma geldi. Bunu yapan psikopatları düşündüm. Onlarda kendince haklılardı. Bizce masum kendilerince &#8220;insan bile olmayan&#8221; çocuk, kadın, sivil ne kadar insan varsa kafasından aşağı bombaları hemde kimyasal yasaklanmış kitle imha silahları kullanarak yağdıran bu insanlarda kendince haklılardı. Asıl önemli olan kendilerini haklı gösteren şeyler neler.</p>
<p align="justify">Bu filmdeki işkence tarikatına mensup dindarlarla, Siyonist dindarlarda kendi iman etikleri dinlerinden hareketle bunları yapıyorlar. Birisi kendinden başka tüm ırkı öldürmen yeryüzüne hakim olup kendi şeriatını kurman için gerekli bir ibadettir dediği illaha kulluk ediyor. Diğeri yani  İşkence tarikatı üyeleride cevap aradıkları bir soru için bu işkenceleri birer ibadet olarak yapıyor. Yaptıkları bize akıl almaz sapıklık gibi gelirken kendileri ise bunu ibadet olarak görüyorlar. İbadet olarak gördüklerinden zaten bu vahşeti işleyebiliyorlar. Yaratıcının &#8220;sizi yalnız bana kul olasınız diye yarattım&#8221; ayeti burada çok manidar olmalı. Yalnız Allah&#8217;a kul olmayan bir insan fıtratı gereği muhakkak kul olacak başka birsürü  şeyler bulacak!. Aslında sadece Allah&#8217;a kulluk etmesi gerekirken onun yaratığı herhangi bir mahlukata kul olması onu &#8220;aşığı&#8221; yapıyor.</p>
<p align="justify">Yönetmen bize bilinçli olarak suç işleyen tarikat üyelerini gayet normal insanlar olarak gösteriyor. Normalde bunları yapacak insanlar psikopat tipli olmaları beklenirken bunlar çok iyimser ve normal insanlar. Bu normal görünen insanların eylemleri hiç de normal değil ama. Nedeni de malum&#8230;</p>
</div>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=25</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gwoemu[the host] &#8211; (Yaratık)</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=20</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=20#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 10:10:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[








Yönetmen : Joon-ho Bong Senaryo :Joon-ho Bong , Chul-hyun Baek , Won-jun Ha Yapim : 2006, Güney Kore , 119 dk. Görüntü Yönetmeni : Hyung-ku Kim Müzik : Marco Beltrami Oyuncular :Kang-ho Song (Park Kang-du) , Hie-bong Byeon (Park Hie-bong) , Hae-il Park (Park Nam-il) , Du-na Bae (Park Nam-ju) , Ah-sung Ko (Park Hyun-seo) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="90%">
<tr>
<td valign="top" align="left">
<table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tr>
<td width="12%"><img src="wp-content/uploads/2008/11/host_01.jpg" width="200" height="272" /></td>
<td valign="bottom" width="88%" align="center">
<table width="80%" align="left" border="0" cellpadding="5" cellspacing="0">
<tr>
<td align="left" valign="middle" class="kunye_yazi"><span class="kunye_baslik">Yönetmen : Joon-ho Bong Senaryo :Joon-ho Bong , Chul-hyun Baek , Won-jun Ha Yapim : 2006, Güney Kore , 119 dk. Görüntü Yönetmeni : Hyung-ku Kim Müzik : Marco Beltrami Oyuncular :Kang-ho Song (Park Kang-du) , Hie-bong Byeon (Park Hie-bong) , Hae-il Park (Park Nam-il) , Du-na Bae (Park Nam-ju) , Ah-sung Ko (Park Hyun-seo) , David Joseph Anselmo (Donald)</span></td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
<table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tr>
<td valign="top" align="left">
</p>
<table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tr>
<td>
<p align="justify">  Kore yapımı the host klişe bir konunun nasılda sıra dışı ve etkili bir şekilde anlatıla bilineceğine çok güzel örnek filmlerden biri. Onu sıradanlıktan kurtaran özelliklerinden biri de bir felaket filmi dahi olsa politik kaygı taşıyabilmesi. Bunu canavarlı bir felaket filminde görmemizde ayniyetten ilginç. Ama sadece politik ve mesaj veren bir film olması değil onu güzel yapan. Filmde sürekli heyecan uyandıran ve tahmin edilemeyen sürprizlerle dolu olması, hem güldürüp hem hüzünlendiren hemde korkutup duygu yoğunluğu yaşatabilmesi de diğer etkenlerden.</p>
</td>
</tr>
</table>
<table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tr>
<td valign="top" align="center"><img src="wp-content/uploads/2008/11/host_03.jpg" width="400" height="257" /></td>
</tr>
</table>
<p align="justify">Laboratuarda kimyasal bir maddenin Han nehrine boşaltılmasına izin veren amerikalı bilim adamı ortaya çıkacak felaket ihtimaline karşı her diktatör zorbanın sahip olacağı kaygısızlıkta davranır. Onu diktatör zorba yapan şeylerden biride bizzat vatanıdır. Çünkü o vatan kendini adeta dünyanın şefpolisi olarak görmektedir. Bu kendini beğenmişlik, kibir halide ülkede yaşayan çoğu insana sirayet etiği gibi profesörde de etmiştir. Nehre dökülmesine izin verdiği kimyasal maddenin ileride felakete sebebiyet vereceği ihtimali dahi olsa kendine bir zararı olmayacağından milyonlarca kişiyi hiç düşünmeden bencilik etmekte bir mahsur görmez.</p>
<p align="justify">Aradan seneler geçer ve o kimyasal atıklar nehirde yaşayan bir canlının kimyasını değiştirerek onu bir canavara dönüştürür. Masum bir çok insanın ölümüne neden olacak felaket Seoul şehrinde başlar. Nehrin hemen yanında filminde merkez aldığı, felaketi onların hallerinden biz seyirciye aktardığı ailede orada yaşamaktadır. İlkez canavarla tanıştığımız sahnede ortalığı kıyamet alanına dönüştüren canavar onca insanın arasından bu ailenin küçük kızını alıp nehirde bilinmedik bir yere kaçırıp götürür. Aile bağları çok kuvvetli olan bu insanlar küçük kızlarını umutlarını hiç kaybetmeyip canlı olarak kurtarmak için çok büyük çabaya girişirler. Bu girişimlerine şahit olan izleyicilere de yönetmen çok güzel mesajlar veriyor.</p>
<table width="100%" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
<tr>
<td valign="top" align="center"><img src="wp-content/uploads/2008/11/host_02.jpg" width="400" height="260" /></td>
</tr>
</table>
<p align="justify">    Bir felaketle yüzleşen aile bundan nasıl etkileniyor, aile bağı nedir, vatan  nedir, felakete uğrayan halkına nasıl yardımcı olur. tekbir insanın benciliği nasılda binlerce insana etki eder..??.. ve bence hepsinden de önemlisi bu  felaket bile böyle bir karmaşaya, çaresizliğe yol açıyorsa birde “Kıyamet saati mutlaka gelecektir, bunda aslâ şüphe yoktur.” denilen günü siz düşünün. film de bunu düşündürüyor zaten. Filmi çekenler o saati yalanla salarda(bilmiyorum belkide iman etmişlerdir) biz bakınca bunları rahatça görebiliriz..Görebildiysek, hissedebildiysek filmden alabileceğimiz en sağlam mesajı da aldık demektir..</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=20</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3:10 To Yuma</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=19</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=19#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 06:46:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=19</guid>
		<description><![CDATA[











Yönetmen : James Mangold Senaryo :Halsted Welles, Michael Brandt Yapim : 2007, USA, 117 Dakika. Görüntü Yönetmeni : Phedon Papamichael Müzik : Marco Beltrami Oyuncular : Christian Bale (Dan Evans), Russell Crowe (Ben Wade), Ben Foster (Charlie Prince), Alan Tudyk (Doc Potter), Peter Fonda (Byron McElroy), Gretchen Mol (Alice Evans), Logan Lerman (William Evans), Vinessa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="90%">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="top">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="12%"><img src="wp-content/uploads/2008/09/yuma.jpg" alt="" width="200" height="296" /></td>
<td width="88%" align="center" valign="bottom">
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="5" width="80%" align="left">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="bottom" class="kunye_yazi"><span class="kunye_baslik">Yönetmen : James Mangold Senaryo :Halsted Welles, Michael Brandt Yapim : 2007, USA, 117 Dakika. Görüntü Yönetmeni : Phedon Papamichael Müzik : Marco Beltrami Oyuncular : Christian Bale (Dan Evans), Russell Crowe (Ben Wade), Ben Foster (Charlie Prince), Alan Tudyk (Doc Potter), Peter Fonda (Byron McElroy), Gretchen Mol (Alice Evans), Logan Lerman (William Evans), Vinessa Shaw (Emmy), Kevin Durand (Tucker), Johnny Whitworth (Tommy Darden)</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="left" valign="top">
</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<p align="justify">2007 Yapımı 3:10 Yuma, 1957 yılında orijinal versiyonun  yeniden uyarlaması. İlkini izlemedim ama bunu izledik ten sonra insan onu da merak ediyor. Bu kadar güzel filmin ilk hali nasıl dı acaba?        Bu Filmi tarif etmek için &#8220;western&#8221; terimi çok yetersiz kalır. Ön yargıya sebebiyet vererek izleyiciyi yanıltır. Ben izlerken bu &#8220;western&#8221; filmi imiş diye izlemedim. İzlediğim &#8220;western&#8221; film kategorisinde bol geliyor zaten. Bir &#8220;western&#8221; filminin verebileceğinden çok daha fazlasını veriyor.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2008/09/yuma4.jpg" alt="" width="400" height="170" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify">3:10 yuma insan fıtratındaki vicdanın, şefkatin her ne kadar kötü eylemlere bulaşmış bir insanda da olsa yok olmayacağının bir belgeseli gibi. Kötü karaktere sahip bir insanın içindeki vicdan kıpırtıları, vicdanını harekete geçirecek hikayeye şahit ve dahil olması izleyicide duygu yoğunluğu yaşatıyor. Asıl filmdeki önemli karakter ise maddi ve (geçmişinde geçirdiği bir kazayla bacağını kaybetmesi gibi nedenlerden) manevi eksikliğine rağmen cesareti, inancı ve sevgisiyle başından büyük işe cesaret etmesiyle kötü adamı dahi etkileyen kişi. Öyle bir kötü karakter ki karşısındaki; yaşarken efsaneye dönüşmüş bir kanun kaçağı, birçok cinayet işlemiş, soygun ve belaya karışmış ülkenin her tarafında duyulmuş çetenin nerdeyse ilahlaştırılmış lideri. Filimde özenle seçilmiş ve işlenmiş sağlam karakterlerden biride bu adamın kendi gibi cesur oğlu. Bu oğulda aslında o efsaneleşmiş çete liderinin büyük ve gizli hayranlarından biri. Fakat kader öyle bir bağ kurduruyor ki bu karakterlere, hayranı olduğu adamı babası 200$ karşılığında kanuna teslim etmesi, onunda babasına yardımcı olmasını gerektiriyor. Hatta kahramanının anlına tüfeği dayayarak içinde büyük çelişki yaşayacağı ana bile geliyor.</p>
<p align="justify">Film bir gece vakti ailenin evinin yakınındaki, içinde sermayelerini depoladıkları ahırın haydutlar tarafından yakılmasıyla açılıyor. Zaten zor durumda olan aile daha da zayıflıyor. Bir gün aile reisi baba ile oğul atlarıyla gezintideyken, büyük çetenin soygununa ve bu soygunla gelen cinayete uzaktan gizlice tanık oluyorlar. Fakat heyecanlı oğul babasının uyarılarını dikkate almayıp etrafı gözetleyen çete elemanlarından birin bakış alanına girip bu şahitlikleri tespit ediliyor. Aralarında ufak bir çatışmanın ardından efsane çete lideriyle diyaloga geçiyorlar. Aralarında geçen diyaloglar iki karakterin mizacını anlamamızda bize yardımcı oluyor. Daha sonra çete liderinin barda bir fahişe ile diyalogu ve daha sonra aile reisin güzel eşiyle olan diyalogları kötünün içindeki iyi görmemizi sağlıyor. Bana kalırsa film bastan sona bunu konu ediyor. Bu adam nasıl kanun kaçağı oldu, cinayet işledi ama içindeki iyi halen ölmedi. Bunun yanıtı da asılında asıl adam dediğimiz cesur baba, onun oğlu ve ailesinde saklı.</p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2008/09/yuma2.jpg" alt="" width="400" height="266" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p align="justify">Film ismini, kanun kaçağını yetiştirmeleri gereken tren in kalkış saati olan “3:10” ve trenin ismi olan “Yuma” dan alıyor. Filmin final sahnesi saat 3:10 geçe yuma trenin gelmesiyle sonuçlanıyor. Sinema tarihinin kuşkusuz en güzel final sahnelerinden biriyle hemde.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=19</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Shaun of the Dead &#8211; (Zombilerin Şafağı)</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=18</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=18#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Sep 2008 06:27:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=18</guid>
		<description><![CDATA[









Yönetmen : Edgar Wright 
              Senaryo : Edgar Wright, Simon Pegg 
              Yapim : 2004, İngiltere, 106 Dakika. Görüntü 
          [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<link href="wp-content/themes/portfoliopress/style.css" rel="stylesheet" type="text/css" />
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td>
<table width="100%" border="0" cellspacing="5" cellpadding="0">
<tr>
<td width="14%" align="left" valign="bottom"><img src="wp-content/uploads/2008/09/sod.jpg" width="200" height="299" /></td>
<td width="86%" align="left" valign="bottom">
<table width="80%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="filmk"><span class="yazi01">Yönetmen :</span> Edgar Wright <span class="yazi01"><br />
              Senaryo :</span> Edgar Wright, Simon Pegg <span class="yazi01"><br />
              Yapim :</span> 2004, İngiltere, 106 Dakika. Görüntü <span class="yazi01"><br />
              Yönetmeni :</span> David M. Dunlap <span class="yazi01"><br />
              Müzik :</span> Dan Mudford <span class="yazi01"><br />
              Oyuncular :</span> Simon Pegg (Shaun), Kate Ashfield (Liz), Nick Frost (Ed), Lucy Davis (Dianne), Dylan Moran (David), Peter Serafinowicz (Pete), Bill Nighy (Zombi)</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">İnsanların korku filmi izlemesinin altında yatan sebep de aslında eğlenmek, hoş vakit geçirmektir.Korkunca eğlenileceği düşünüldüğü için izlenirler. Hiç kimse sırf korkayım diye korku filmi izlemez. İzleyemezde zaten. shaun of the dead de hem korku hemde komedi. İkisinin bir arada olduğu filmleri genelde önemsenmez. İkisi de çok tezat. İnsan korkarsa gülemez, gülerse korkamaz diye düşünülür hep. Fakat bu filmde ikisi de var. İkisinden daha çok güldürmeyi başarsa da klasik zombie filmlerine kafa tutabilecek sahneler var. Gülmekten fazla korkamasanız da çok hoş vakit geçirtebilen bir film shaun of the dead.</td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2008/09/sod2.jpg" width="400" height="233" /></td>
</tr>
</table>
<p></p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tr>
<td class="yazi02">
<p> Konforun, teknolojinin ortalama yaşam standartlarının üstünde bir yaşama sahip olan shaun ve arkadaşları gene de tek düze bir hayat sürerler. Buna filmlerde özellikle dikkat ediyorum çünkü, İngiltere gibi batı medeniyetinin merkezinde yaşam süren insanlar genelde yaşam standardı olarak dünya ortalamasının çok daha üstünde bir hayat sürüyorlar. Fakat ne yazık hiçbir zamanda mutlu görünmüyorlar. Hayatların da olup biten yararlı veya zararlı her şeye okadar çok tepkisizler ki yaşadığı şehri zombie gelip nerdeyse herkesi öldürmüş(zombie çevirmiş veya) olmasına rağmen bunu bile fark edemeyecek kadar ilginç bir gaflet içerisindeler.</p>
<p>shaun her zamanki gibi sabah çalan saatle zoraki kalkıp, hazırlıklarını yapıp işe gitmek için yola çıkar. Aynı kaldırımlardan, her zaman uğradı ve her zaman aynı müziğin çaldığı markete gidip alış veriş yapıp, işine gider. Fakat bu geçtiği yerlerde herkes ya ölmüştür yada zombie olmuştur ama farkına bile varmaz. Taki evine gelip günün tümünde playstation oynayan ve asla çalışan arkadaşlarına destek olmak için “en azından ortalığı bile temizleyemeyecek” kadar tembel arkadaşının &quot;a aa dışarıda çok garip bir kız var&quot; demesiyle olayın farkına varırlar. Sonra haberlerle olayın büyüklüğünü anlayıp dışarı çıkıp baktıklarında tanıdıkları birçok kişi dahil çoğunun zombie dönüştüğünü görürler. Kendileri ve sevdiklerini kurtarmak için plan düşünürler. Filimin geri kalanında ise bu planlarını izleriz.
          </p>
</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=18</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>This is England</title>
		<link>http://www.bagimsizfilm.com/?p=17</link>
		<comments>http://www.bagimsizfilm.com/?p=17#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Jun 2008 07:21:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>coşkun ışıkgül</dc:creator>
				<category><![CDATA[Filmler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bagimsizfilm.com/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[








Yönetmen : Shane Meadows
Senaryo : Shane Meadows  
Yapim : 2006, İngiltere , 100 dk. 
Görüntü Yönetmeni : Danny Cohen
Müzik : Ludovico Einaudi
Oyuncular : Thomas Turgoose (Shaun) , Stephen Graham (Combo) , Andrew Shim (Milky) , Vicky McClure (Lol) , Joseph Gilgun (Woody) , Perry Benson (Meggy) , Jo Hartley (Cynthia Fields) , George Newton [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="90%">
<tr>
<td align="left" valign="top">
<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td width="12%"><img src="wp-content/uploads/2008/06/tie_01.jpg" height="266" width="200" /></td>
<td align="center" valign="bottom" width="88%">
<table align="left" border="0" cellpadding="5" cellspacing="0" width="80%">
<tr>
<td class="kunye_yazi"><span class="kunye_baslik">Yönetmen :</span> Shane Meadows<span class="kunye_baslik"><br />
Senaryo :</span> Shane Meadows  <span class="kunye_baslik"><br />
Yapim :</span> 2006, İngiltere , 100 dk. <span class="kunye_baslik"><br />
Görüntü Yönetmeni : </span>Danny Cohen<span class="kunye_baslik"><br />
Müzik : </span>Ludovico Einaudi<span class="kunye_baslik"><br />
Oyuncular :</span> Thomas Turgoose (Shaun) , Stephen Graham (Combo) , Andrew Shim (Milky) , Vicky McClure (Lol) , Joseph Gilgun (Woody) , Perry Benson (Meggy) , Jo Hartley (Cynthia Fields) , George Newton (Banjo)</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td align="left" valign="top">
<p align="justify">   Herkes kendi ülkesini eleştirmeye cesaret edemez. İngilterede 2006 nın en iyi bağımsız filmi seçilen This is England bunu yapıyor ama. Bir milliyetçi doğruluğunu yanlışlığını sorgulamadan genelde her konuda kendi tarafını tutar. Kendi ülkesinde bir Türkle turistin kavgasına şahit olan bir milliyetçi olayı anlamadan gidip yabancının üstüne atlayacak, onu suçlayacaktır. Oysa yaratıcının insanları uluslara,milletlere ayırmasının ana  hikmeti &#8220;tanışma isteği uyandırmak,iletişim kurdurmak&#8221; olduğunu söylüyor.</p>
<p align="justify">
<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2008/06/tie_04.jpg" height="265" width="400" /></td>
</tr>
</table>
<p align="justify">Film,  henüz 12 yaşında  başrol oyuncusu delikanlının bir okul günü başına daha o küçük yaşta kaldıramayacağı türden aşağılanma, dışlanma gibi haksızlıklara maruz kalması ile açılıyor. Annesiyle yaşayan, babasını savaşta kaybeden bu çocuk, babasının olduğunda her şeyin daha yolunda gittiğini, bulundukları yerden taşınmak istediğini annesine söyleyerek milliyetçiliğine neden olacak sebebi de anlamamızı sağlıyor. Yani özünde baba sevgisi.</p>
<p align="justify">O kötü geçen okul gününde kendisine destek çıkan kişinin punkçı arkadaşlarının arasına katılmak, kendini bir yerlere ait hisettmek  ister. Bunun içinde tabi belli şartları yerine getirmesi gerekir. Saçlarını kazıtıp, büyük bir postal ve paçası postalını gösterecek sekil de sıyrılmış bir kot pantolonu bulur. Onların gitti partilere gidip, cigara tüttürüp alkol kullanıp kendisine birde flört edeceği(yaşından baya bir büyük) kadın bulur. Bulmak istemese bile o ortamda zaten bir kadın illaki çıkıp geleceği de malüm&#8230;.</p>
<p align="justify">Bu katıldığı arkadaş grubuna hepse girip çıkan eski üyesi tekrar döndüğünde kutuplaşma yaşanır. Kutupların belirlenmesinde filmin-başröl-oyuncusu-çocuk ise babasının onurunu korumak adanına hapishaneden çıkan kişinin grubuna geçer. Çünkü babası İngiltere için canını vermiştir ve oda ingiltere için milliyetçilik yapması gerektiği fikrini edinir. Artık milliyetçilik değilde ırkçılığa kaçak şekilde olaylar gelişir.</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="100%">
<tr>
<td align="center" valign="top"><img src="wp-content/uploads/2008/06/tie_02.jpg" height="261" width="400" /></td>
</tr>
</table>
<p align="justify">Filmin bir sahnesinde filmin-başröl-oyuncusu-çocuk parti den flört etiğiyle, ortamdan uzak bir yere giderler. Kız çocuğa yaklaşıp istersen beni öpebilirsin der. uzun bu öpüşmenin ardından istersen tekrar yapalım teklifi gelir ve ikinci kez daha bir uzun ve şehvetle öpüşürler. simdi istersen göğsümü de eleyebilirsin der..ve böyle devam eder. Ahlaksızlığa giden yolun nekadar da basit olduğunu fark ettiren bir sahneydi bu. Zinanın kendisinden önce ona yaklaşmanın yasaklanması da çok manidar olduğunu anlamamızı sağlayan bir sahne&#8230;</p>
<p align="justify">Bu sahneden bahsetmişken benzer bir sahnede şu; Bu ırkçı ve  punkçı arkadaş grubu mahallelerindeki sahibi cezayirli olan bir marketi soyarlar. Buradan bir doğum günü partisi için ihtiyaç duyulan erzakları çalarlar. Parti evine geldiklerinde ellerindekileri dağıtırken,  filmin-başröl-oyuncusu-çocuğun flört ettiği bayana grubdan biri porno dergisi uzatır. Flörtüne bunu verdiğini gören arkadaşına ise çocuk “olm onun zaten memeleri var, ihtiyaç duyarsa kendisininki açıp bakar” diye çok komik bir tepki verir.</p>
<p align="justify">Alkol, uyuşturucu gibi ahlaksızlıklara batıp kendi içindeki devrimi yapamadan ülkelerin de  devrim yapma istekleri girdikleri yoldaki sonun hüsran olacağının işaretiydi zaten. İnsan illa bir inanç taşımalı, kendine bir ilah seçmeli. Bu milliyetçilik olur, din olur, nefsi olur, kadın olur, para olur&#8230; ama illaki birşeyler olur. Allah bunu her insanın fıtratına zorunlu bir ihtiyaç olarak koymuştur. Tek ilah olarak Allah seçilmezse bunun yerine çok daha basit şeyler araya girer. Allah dan başka ilah olmadığı düşüncesi 124.000 küsür peygamberin ilk söylediği şeydi zaten. Allah ın kulların dan istediği en temel emir bu. Diğer emirler hep bundan türemiştir. Filmde de görüldüğü üzere punk , ırkçılık gibi ideolojilerin temelinde Allah inancı yoksa sonucu hüsrandır. Filmin sonundaki o müthiş sahnede zaten bunun delili. O sahneyi filme koymaya herkes cesaret edemez, bu yüzden ve genel olarak bu filmle yönetmen takdiri fazlasıyla hak ediyor.</p>
</td>
</tr>
</table>
</td>
</tr>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bagimsizfilm.com/?feed=rss2&amp;p=17</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
