This entry was posted on May 29 2009
 |
| Yönetmen : Pascal Laugier Senaryo : Pascal Laugier Görüntü Yönetmeni : Stéphane Martin ,Nathalie Moliavko-Visotzky Müzik : Alex Cortés , Willie Cortés Yapım : 2008, Fransa / Kanada , 97 dk. Oyuncular : Morjana Alaoui (Anna) , Mylène Jampanoï (Lucie) , Catherine Bégin (Matmazel) , Robert Toupin (Baba) , Patricia Tulasne (Anne) |
|
|
Suç kavramı filmlerde bolca işlendi. İnsan neden suç işlere farklı farklı kafalardan sesler çıktı. Çok orijinal yanıtlar veren filmlerin sayısıda sanırım baya bir çok sayılır. Martyrs da buna çok orijinal cevap bulmuş filmlerden birisi. Filmi güzel yapan sadece insanların kafalarındaki sorulara cevap verebilmesi olamaz. Çünkü kitaplar, olaylar, insanlar, dinler de bunlara cevaplar veriyor. Film i film yapan birazda bu sorunun seyirciye aktarılma tarzında saklı. Martyrs güzel yapanda hem cok sağlam cevaplar içermesi hemde bunu sunuş tarzının orijinalliğinde yatıyor. Daha henüz açılış sahnesiyle kendi atmosferine çekip alan filmleri hep çok sevdim. İlk sahnede soluk soluğu kan revan içinde çığlıklarla kaçan küçük kız sizi filmin içine çekip alıyor. Neden kaçıyor, ne oldu, bu hale neden geldi, Bunu ona yapan ne vs diye birçok soruyla sizi içine alıyor film.
|
 |
Neden kaçtığı ne olduğunun ayrıntıları hemen verilmiyor. Filmin ilk başlarında küçük fotoğraf kareleri misali kesik kesik görüntülerle sorularınızı cevaplar verirken bir okadar daha film in içinde beklemeniz gereken sorular oluşuyor zihninizde. Bunlara tatmin edici cevaplar vermeyi başaran bir film Martyrs şüphesiz.
Sabah kahvaltılarıyla tanıştığımız; lüks evlerinde mutlu insan tipleri çizen ailenin gördüğümüz sert sahnelerin ardından neden geldiği biraz tuhafımıza gidiyor. Fakat sonrasında gelecek hakında planlar yapan, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan bu aile öyle bir akıbetle karşılaşıyorlar ki şok oluyorsunuz. Bu da nereden çıktı, nasıl bir psikopat bunu yapar ki diyorsunuz. Ama gene çok geçmiyor ki, asıl bu akıbete uğrayan insanlara psikopat diyeceğiniz ana geliyor. Suçlu ve mağdur yer değiştiriyorlar zihninizde.
Sonra suçuna şahit olduğumuz kişinin psikolojisine tanık oluyorsunuz, İşte burada biraz insan bunları nasıl yapara cevaplar çıkıyor. Filmde çok etkilendiğim sahnelerden biride bu anlarda geliyor. Bir kendi içinde yaşadıkları ve birde dışardan birinin gördüğü(gerçek olan) şekliyle hastalık anı çift bakış açısıyla aktarıldığı anlar. David Lynch(bilmyen için; bu tarz anlatımın babası) i hatırlatan anlar.
 |
Filmi izlerken Siyonistlerin Filistin/Gazze deki katliamı aklıma geldi. Bunu yapan psikopatları düşündüm. Onlarda kendince haklılardı. Bizce masum kendilerince “insan bile olmayan” çocuk, kadın, sivil ne kadar insan varsa kafasından aşağı bombaları hemde kimyasal yasaklanmış kitle imha silahları kullanarak yağdıran bu insanlarda kendince haklılardı. Asıl önemli olan kendilerini haklı gösteren şeyler neler.
Bu filmdeki işkence tarikatına mensup dindarlarla, Siyonist dindarlarda kendi iman etikleri dinlerinden hareketle bunları yapıyorlar. Birisi kendinden başka tüm ırkı öldürmen yeryüzüne hakim olup kendi şeriatını kurman için gerekli bir ibadettir dediği illaha kulluk ediyor. Diğeri yani İşkence tarikatı üyeleride cevap aradıkları bir soru için bu işkenceleri birer ibadet olarak yapıyor. Yaptıkları bize akıl almaz sapıklık gibi gelirken kendileri ise bunu ibadet olarak görüyorlar. İbadet olarak gördüklerinden zaten bu vahşeti işleyebiliyorlar. Yaratıcının “sizi yalnız bana kul olasınız diye yarattım” ayeti burada çok manidar olmalı. Yalnız Allah’a kul olmayan bir insan fıtratı gereği muhakkak kul olacak başka birsürü şeyler bulacak!. Aslında sadece Allah’a kulluk etmesi gerekirken onun yaratığı herhangi bir mahlukata kul olması onu “aşığı” yapıyor.
Yönetmen bize bilinçli olarak suç işleyen tarikat üyelerini gayet normal insanlar olarak gösteriyor. Normalde bunları yapacak insanlar psikopat tipli olmaları beklenirken bunlar çok iyimser ve normal insanlar. Bu normal görünen insanların eylemleri hiç de normal değil ama. Nedeni de malum…
|
|